Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > Eski Edebiyat > Düz Yazılar > Sizin Yazılarınız


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 02-03-2013   #1
Ben fakir
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 227
User ID: 18646
Tecrübe Puanı: 57389080
Reputation: 573890737
Ben fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper Üye
Standart Bizde Aptal ve Hain Bulunmaz

Bizde Aptal ve Hain Bulunmaz!


Hani bir tövbe vardır:

“Tövbe Ya Rabbi hata râhına (yoluna) gittiklerime;
Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime”

der ya; işte bu ifade, bu samimiyet, bu içtenlik bize hiç uymaz; uyan olursa o da bize uymaz!

Bu yazıda yapmaya çalışacağımız, dünden bugüne bizi “idare” eden büyüklerimizin yapıp ettiklerini, ya da yapmayıp ettiklerini gözden geçirmek olacak.

Aziz Nesin “Türk halkının üçte ikisi aptaldır” dedi, ülke ayağa kalktı. Ne hikmettir bilinmez, eleştirenler halkın bilmem kaçta kaçının değil de sadece kendisini aptal olmadığını kanıtlama çabasına girdi ki, bu bile durumu anlatmaya yeterdi.

O yetmedi, eski Bakanlarımızdan, üyesi olduğu parti içinde dış politika konusunda en donanımlı olmasına rağmen her nedense Dış İşleri Bakanı yapılmayan Kamuran İnan, “Türkiye’nin haini boldur ve itibarlıdır” dedi, kimse üstüne alınmadı. Kimse hain aramadı, herkes kendini aklamaya çabaladı.

Bakmayın siz Osmanlıda Padişah halk arasına çıkarken, şehrin polis müdürü diyebileceğimiz Bostancıbaşının yol boyuna dizdiği goygoycuların “Mağrur olma Padişahım, senden büyük Allah var” diye çığrışan maaşlı saray goygoycularına!.. Naima Tarihinde Sultan İbrahim’in bir fermanı yer alıyor. Bakın Padişah, Sadrazam Mehmet Paşa’ya ne buyurmuş:

“Bre kodoş, bre karpuz kafalı pezevenk! Ecdadım Medine’ye külliyetli bir meblağ göndermiştir. Âdem gönderip cümlesin getiresin. İlla derini yüzüp saman doldurturum. Şöyle bilesin!”

Atalarının Medineye hediye olarak gönderdiği kıymetleri duyup Sadrazamdan onları geri getirmesini isteyen bu fermana baktığımızda, ne demeli varın siz karar verin!

Devlet-i Osmaniyenin bekası için Hıristiyan Avrupada mezhepler arasındaki çatışmaları gerçekten büyük bir ustalıkla yöneten Yüce Kanunî Sultan Süleyman, bir kadınının sözüne bakıp, başka bir kadınından olan oğlunu öldürtürken, hiç bu konuda kadınlar arası bir çekemezlik olabileceğini düşünmemiş olabilir mi?

Viyana kapılarına kadar dayandığımız en şaşaalı devirlerimizde, herkes “Türkler geliyor” diye bağırırken, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’yi yöneten devşirmelerin “Etrâk-i bî idrak” (akılsız, anlayışsız Türkler) deyimi kimleri tanımlamaktaydı?

Yirminci yüzyıla girildiği bir zamanda, bütün Balkanlarda milliyetçilik hareketlerinin sonuçları alınıp tüm Balkan ulusları bağımsızlıklarını kazandıkları ve bu arada bolca evlâd-ı fatihan kanı döktükleri halde, bizde işbaşındakilerin ve onlar devirip işbaşına gelenlerin hâlâ “Osmanlı” kavramına körü körüne bağlı kalmaları, devlet dirayetiyle, akılla bağdaştırılabilir mi?

Balkanlarda bağımsızlık iddiasıyla dağa çıka komitacıları takip ederken ilan olunan “Meşrutiyet” sonucu İstanbulda kurulan “Meclis-i Mebusan” a seçilen 266 mebustan (milletvekili) 142si Türk, 60ı Arap, 25i Arnavut, 23ü Rum, 12si Ermeni, 5i Yahudi, 4ü Bulgar, 3ü Sırp, 1inin de Ulah olması; bu sırada Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan Sırbistan’ın çoktan bağımsızlıklarını ilan etmiş olmaları, Türk olarak tanımlanan 142 mebusun da etnik kimlikleriyle değil, aidiyet duyguları ile tanımlandıkları göz önüne alınırsa gafletin (aymazlığın) derecesi anlaşılabilir mi?

Bu meclis üyelerinden Arnavut Boşo Efendinin meclis kürsüsündeki bir konuşmasından sonra Kürt asıllı Babanzade İsmail Hakkı Beyin “Sen nasıl Osmanlısın?” sorusuna verdiği yanıtta; “Osmanlı Bankası ne kadar Osmanlı ise ben de o kadar Osmanlıyım” demesine kim ne diyebilir?

Sırası gelmişken, Osmanlı Bankası’nın, adına rağmen yüzde yüz Fransız sermayesiyle ve Avrupalıların Düyun-u Umumiye alacaklarını takip ve tahsil etmek amacıyla kurulmuş, tüm personeli Fransızların yönetimindeki yerli Rum ve Ermenilerden oluşan bir banka olduğu, Sultan Abdülhamid’e suikast tertipleyen, ve bomba atan Ermenilerin olay sonrası sığındığı, sonradan Avrupalı elçilerin bastırmasıyla Padişahın yurt dışına çıkışlarına izin vermek zorunda kaldığı gerçeğine kim ne diyebilir?

Bu mecliste mebus olan Ermeni Gabriyel Noradonkyan’ın, 1912 ve 1913 yıllarında, yani Balkan Savaşları sırasında, Dış İşleri Bakanlığı demek olan Hariciye Nazırlığı görevi yaptığını ve Kurtuluş Savaşı sonrasındaki Lozan Konferansı sürecinde Fransa delegasyonu arasındaki Ermeni komitesinin lideri olarak Türkiye’ye karşı Ermeni tezlerini savunmuş olmasını bugün kim bilmektedir?

Bunca deneyimden ve bunca ihanetten sonra, Lozan Konferansı görüşmeleri sırasında ve imzalanan anlaşmada “Türk” tanımı yerine “İslâm” tanımının kullanılması nedeniyle, “Karamanlı Rumlar” diye tanımlanan ve Anadoluya en erken gelerek Hıristiyan dinini kabul eden, Türkçe konuşup yazan öz be öz Türklerin, tüm ağlayıp sızlanmalarına rağmen mübadeleye tabi tutulmaları nasıl açıklanabilir?

Bu kadar örneğe ne gerek var? Biz Sultan İkinci Mahmut zamanında sarığı terk edip fesi alırken, “Din elden gidiyor!” diye ayaklanmıştık!.. Cumhuriyet döneminde, kıyafet devrimi sırasında bu kez fesi bırakıp şapkaya geçerken de aynı gerekçeyi kullanmadık mı? “Din elden gidiyor!”


*****


Yukarıda adı geçenlerden Babanzade İsmail Hakkı Bey ile ilgili bir hikâyecik vardır.

Birinci Büyük Millet Meclisinde milletvekili olarak bulunan İsmail Hakkı Bey, sözü-sohbeti ve özellikle hazır cevaplığı ile tanınmış bir zattır. Bir gün, Meclis günlük çalışmasına başlamadan önce, yoklama yapan görevli üye, İsmail Hakkı Beye şaka yapmak amacıyla adını bilerek hatalı okur, “Babanzade” yerine “Yabanzade” diye seslenir. (Burada şunu belirtmek gerekir; Osmanlıcada, “b” harfi ile “y” harfi arasındaki fark sadece bir noktadır. Tek nokta ile “b” olan” harf, ikinci noktanın konulması ile “y” olur.)
Durumu fark eden diğer milletvekilleri, hazırcevaplığını iyi bildikleri İsmail Hakkı Beyin cevabını beklemekteyken doğan sessizlikte, cevap gecikmez:

“Babandır O!”

Meclis salonunda kahkahalar patlamıştır. İsmail Hakkı Bey, hınzırca yapılan hatayı düzeltmekle kalmamış, “yaban”lığı da gereğince geri göndermiştir.


*****

1690lı yıllarda, Sultan İkinci Ahmed devrinde Demetrius Kantemir tarafından “Gidarzo notası” olarak bilinen ve Avrupada kullanılan müzik yazısı Türkiyeye getirildi.
Ancak bu nota soldan sağa dizilişi ve Türk musikisindeki tüm sesleri ifadeye yetersiz oluşu nedeniyle ülkemizde yerleşemedi.
1794 yılında, Sultan Üçüncü Selim zamanında, Ermeni Kilisesi Başmusikişinası Hamparsum Efendi bir nota icat etti. Bu nota sistemi uzun yıllar boyunca hem Türk musikisinde, hem de Ermeni Kilisesinde çalışan müzik erbabı tarafından benimsendi ve kullanıldı.


*****


Sultan Abdülaziz bir gün huzurunda hokkabaz oynatıyordu. Sadrazam (dönemin Başbakanı) Âlî Paşa da orada idi. Padişah oyun sırasında Sadrazama dönerek;

“Paşa, hokkabazın başındaki kavazeyi (başa giyilen pamuklu külâh) siz de giyseniz; bakalım endamı zarifinize yakışacak mı?” dedi.

Paşanın bu soğuk şakadan pek canı sıkılmıştı. Hemen;

“Ferman Hünkârımındır. Bizler zaman olur sadrazam kavazesi, zaman olur hokkabaz kavazesi giyeriz. Her ikisi de benliğimizde bir değişiklik yapmaz.”

diyerek cebinden sadrazamlık mühürünü çıkarıp Padişahın önüne koyduktan sonra kavazeyi giymeye davranırken Padişah,

“Paşa, bu nedir?”

deyince, Sadrazam;

“Padişahın mutlak vekili, devletin sadrazamı olan bir adamın nişanesi (işareti) bu mühürdür. Kendisinde bu mühür bulunan bir adam hokkabaz kavazesi giyerse padişahının, imparatorluğun şeref ve haysiyetini hokkabaz oyunu gibi gülünç bir duruma düşürür. Onun için benim başımda hokkabaz kavazesi durdukça, Mühr-i Hümayunun da sizde durmasını münasip buldum.”

diyerek zarif bir cevapla Padişahı yaptığı soğuk şakaya pişman etmiştir.
 
Ben fakir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2013   #2
Tarihperver
 
Tarihperver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2012
Mesajlar: 1.544
User ID: 5195
Tecrübe Puanı: 214748372
Reputation: 2147483647
Tarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper ÜyeTarihperver Süper Üye
Standart

Bir demet tevarih ile bizleri ihya ettiniz üstadım. Yüreğinize, aklınıza ve elinize sağlık...
 
Tarihperver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2013   #3
spiderh
 
spiderh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2012
Mesajlar: 1.552
User ID: 6440
Tecrübe Puanı: 88341280
Reputation: 883412723
spiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üye
Standart

Sevgili "Ben Fakir". Ben neden şunlar bizden ayrılmışken ya da ayrılmak isterken biz hala Osmanlıcılık'ta direndik düşüncesini yanlış buluyorum.

Çünkü, ortada bir imparatorluk var ve bu imparatorluk her ne kadar Türk kökenli olsa da mayası çok kültürlü olarak mayalanmıştı. Eğer ki imparatorluk ayakta tutulmak isteniyorsa yapılacak en mantıklı hareket, bu mayanın bozulmasını, yoğurdun ekşimesini önleyici tedbirler almaktı. Bunda pek başarılı olamadılar belki ama eğer Osmanlı da gidip Milliyetçilik akımına kapılsaydı, imparatorluk denen bir şey de kalmayacaktı zaten.

Ne zaman milliyetçilik akımına kapılabildi: tabi ki imparatorluk çöktüğü vakit.

Osmanlı'yı, Roma'yı, bugünkü Amerika'yı, İskender'in İmparatorluğu'nu; bu tür büyük devletleri milliyetçilik ya da tek ırk ekseninde değerlendiremeyiz. Eğer tek ırk ekseninde hareket etmiş olsa idiler zaten o imparatorluklar hiç kurulmayacaktı, bu kadar büyüyip palazlanamayacaklardı.

Evet, belki halklar arasındaki denge bazen kuruldu, bazen kurulamadı. Çoğu zaman belli bir zümre kayırıldı, ya da adalet sağlanmaya çalışıldı, ama işin özünde hep çok kültürlülük vardı.

Bir imparatorluğun eğer temelleri sallanıyorsa, yuvadan kaçma girişimleri oluyorsa, imparatorluğun yapabileceği tek bir şey vardır; yuvadan kaçmaları önlemek ve kaçanları da geri getirmek. Yoksa giden gider kalan sağlar bizimdir deme gibi bir lüksü yoktur bu gibi büyük imparatorlukların.


Aziz Nesin'in ise sözü aslında yanlış bir tespittir. Aksine Türk milleti çok zekidir. Ama işine gelen konularda. Aziz Nesin'in tespitinin bence doğrusu şu olmalıdır:

"Türk milleti %99'u müslüman, ama %90'ı münafık bir toplumdur."


İşte bu Türk milletinin başına gelen olayların nedenini en açık şekliyle ortaya koymaktadır bence. Çünkü Türk toplumu inandığını savunduğu değerlere aslında özünde zerre kadar inanmayan bir toplumdur, yani riyakardır.
 
__________________
spiderh isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2013   #4
mismis
 
mismis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Mesajlar: 841
User ID: 16478
Tecrübe Puanı: 205314797
Reputation: 2053147902
mismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üyemismis Süper Üye
Standart

Yukarıdaki metinle ilgili bir akademik tarihçi olarak Spiderh'in Osmanlı Milliyetçilik yaklaşımını doğru bulduğumu ve meseleyi iyi bir şekilde izah ettiğini düşünüyorum.
 
mismis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2013   #5
lerzesiz
 
lerzesiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2012
Mesajlar: 729
User ID: 131
Tecrübe Puanı: 214748372
Reputation: 2147483647
lerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üye
Standart

Bir mezar taşı kitabesi ekleyeyim ben de...

 
lerzesiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2013   #6
Ben fakir
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 227
User ID: 18646
Tecrübe Puanı: 57389080
Reputation: 573890737
Ben fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper Üye
Standart

Alıntı:
spiderh Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili "Ben Fakir". Ben neden şunlar bizden ayrılmışken ya da ayrılmak isterken biz hala Osmanlıcılık'ta direndik düşüncesini yanlış buluyorum.

Ne zaman milliyetçilik akımına kapılabildi: tabi ki imparatorluk çöktüğü vakit.


Aziz Nesin'in ise sözü aslında yanlış bir tespittir. Aksine Türk milleti çok zekidir. Ama işine gelen konularda. Aziz Nesin'in tespitinin bence doğrusu şu olmalıdır:

"Türk milleti %99'u müslüman, ama %90'ı münafık bir toplumdur."


İşte bu Türk milletinin başına gelen olayların nedenini en açık şekliyle ortaya koymaktadır bence. Çünkü Türk toplumu inandığını savunduğu değerlere aslında özünde zerre kadar inanmayan bir toplumdur, yani riyakardır.


Ben, neden Osmanlıcılıkta direndik sorusunu sadece Lozandaki olayla ilgilendirdim. Orada artık bir imparatorluktan söz edilemiyeceği gibi, bizim "Osmanlı" dediğimiz altıyüz küsur yıl boyunca bize "Türk" dıyen Avrupanın karşısına ilk kez "Türkiye" olarak çıktığımız platformda bile Türk demeyi beceremeyip din bazlı mübadele kararını imzalıyoruz.

Diğer örneklerde üzerinde durduğum, basiretsizlik, içten vurmak ve aptallık sonucu olmaları, dolayısı ile hain ve aptal deyimlerini hak ettiğimizdir.


Ayrıca Sizin ortaya koyduğunuz özellikler de neden bu hallerde olduğumuz konusunda Aziz Nesin'i tümüyle haklı çıkartmakta değil midir?

Siz, benden bile ileri derecede teşhis koymuyor musunuz?

Kurnazlığı akıl sayıyor olamazsınız!

İşine gelene sağır olmak, akıl mıdır? Ömrü nedir?

% 99 Müslümanlık hesabınızı da anlayamadım doğrusu!.. %90 "münafık"ı eğer Müslümandan sayıyorsanız, sözüm kalmaz.

Velhasıl-ı kelâm, vah ki vah!
 
Ben fakir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2013   #7
spiderh
 
spiderh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2012
Mesajlar: 1.552
User ID: 6440
Tecrübe Puanı: 88341280
Reputation: 883412723
spiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üye
Standart

Alıntı:
Ben fakir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben, neden Osmanlıcılıkta direndik sorusunu sadece Lozandaki olayla ilgilendirdim. Orada artık bir imparatorluktan söz edilemiyeceği gibi, bizim "Osmanlı" dediğimiz altıyüz küsur yıl boyunca bize "Türk" dıyen Avrupanın karşısına ilk kez "Türkiye" olarak çıktığımız platformda bile Türk demeyi beceremeyip din bazlı mübadele kararını imzalıyoruz.

Diğer örneklerde üzerinde durduğum, basiretsizlik, içten vurmak ve aptallık sonucu olmaları, dolayısı ile hain ve aptal deyimlerini hak ettiğimizdir.


Ayrıca Sizin ortaya koyduğunuz özellikler de neden bu hallerde olduğumuz konusunda Aziz Nesin'i tümüyle haklı çıkartmakta değil midir?

Siz, benden bile ileri derecede teşhis koymuyor musunuz?

Kurnazlığı akıl sayıyor olamazsınız!

İşine gelene sağır olmak, akıl mıdır? Ömrü nedir?

% 99 Müslümanlık hesabınızı da anlayamadım doğrusu!.. %90 "münafık"ı eğer Müslümandan sayıyorsanız, sözüm kalmaz.

Velhasıl-ı kelâm, vah ki vah!

Sevgili "Ben Fakir". Lozan'da daha Osmanlı çökmemişti. Evet savaş kaybedilmişti ama Osmanlı hala mevcuttu. Belki can çekişiyordu ama hala vardı. Ve eğer ümmet olgusunu aradan çıkarsa idiler, bu birbirinden farklı toplumları bir arada nasıl tutabilirlerdi. Bugün bile Türkiye'deki toplumları birleştiren en büyük etken din değil midir. Sizin örneğiniz şuna benziyor. Yarın öbürsü gün Allah korusun bir savaş çıksa ve bazı kesimler Türkiye'den ayrılsa, gidip de Türkiye Türkler'den ibarettir, bize Ankara ve çevresi yeter demekle aynıdır. E o zaman nerede kaldı Türkiye idealleri, vatan bölünmez idealleri. Osmanlı için de durum aynıdır. Savaş kaybedilmiş, toprak kaybedilmiş olsa dahi idealer büyük Osmanlı idealidir, bu imparatorluk çökene kadar da böyle olmuştur, olmalıdır da.

Müslümanlık konusuna gelince. İslam tarihini iyi okumanızı tavsiye ederim. Özellikle de günümüz dini görüşlerini çok yakından incelemenizi tavsiye ederim. Günümüz İslam görüşüne göre kendine müslümanım diyen herkes müslümandır. Türk toplumu da yaklaşık 2000 seneden beridir islami kimliğiyle övünmekte, hatta Osmanlı devlet yapısını İslam üzerine kurup kaynaştırıcı unsur olarak ümmet kavramını kullanmış, hatta Sultan Selim zamanında işi İslam Halifeliği'ne kadar götürmüştür.

Kendisini İslam'ın kalesi olarak gösteren ve islamın bir numaralı savunucusu olarak lanse eden bir toplumda, aslında durumun hiç de öyle olmadığını belirttim ben yazımda. Bugün anket yapılsa Türkiye'nin çok büyük bir çoğunluğü müslümanım diyecektir. Ama aslında müslümanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan, atalarının onlara ezberlettiği düsturları ezberleyip bunu din sayan bir toplumdan oluşuyoruz. Aynı şeyi Araplar da yapıyor ne yazık ki. Ve bu genellemem tüm İslam alemini kapsıyor aslında.

Kendisine Müslümanım diyen bir insana sen müslüman değilsin diyemezsin. O yüzden de ben kafiri münafık olandan daha zararsız görürüm hep. Birinde delikanlıca inanmadığını belirtirken diğerinde inandım deyip alttan her türlü haltı karıştırıp toplumun temeline dinamit koyma yatmaktadır.


Kurnazlık aklın en ileri noktasıdır. Akılsız insan kurnaz olamaz. Akıllıdır akıllı olmasına ama aklını o hep bahsedilen "insanlık adına iyi işler" yapmak için kullanmaz. Öyle bir derdi yoktur. Hatta bu niyette olanların önüne bin bir türlü set çekmekte de üstlerine yoktur.


Şunu da eklemek gerek karışıklık olmasın diye. 1922'de saltanat kaldırılmış belki ama saltanatın kaldırılması demek Osmanlı'nın bir kalemde silinip atılması anlamına gelmiyordu, çünkü hala etkisini toplumlar üzerine gösteriyordu. Osmanlı anlayışının toplum hayatından büyük ölçüde çıkabilmesi ancak on yıllar sonra mümkün olabilmiştir.
 
__________________

Konu spiderh tarafından (02-04-2013 Saat 14:35 ) değiştirilmiştir..
spiderh isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2013   #8
Ben fakir
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 227
User ID: 18646
Tecrübe Puanı: 57389080
Reputation: 573890737
Ben fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper Üye
Standart

Sevgili Spiderh,

Ben, en iyisi hiç bir şey söylemiyeyim.

Sevgi ve selamlarımla...
 
Ben fakir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 2 Hafta önce   #9
Ballci
 
Üyelik tarihi: Oct 2013
Mesajlar: 8
User ID: 23079
Tecrübe Puanı: 0
Reputation: 10
Ballci Yeni Üye
Standart

Bazı anlatımlarda Babanzade'nin cevabı "Babandır, babandır!" şeklindedir.
 
Ballci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:35.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.